Sınır Dışı Etme Kararlarında İdari Takdir Yetkisinin Sınırları: Ölçülülük ve Geri Gönderme Yasağı Bağlamında Anayasal Denetim
Makaleler & Yayınlar
İdari Hukuk

Sınır Dışı Etme Kararlarında İdari Takdir Yetkisinin Sınırları: Ölçülülük ve Geri Gönderme Yasağı Bağlamında Anayasal Denetim

23 Nisan 2026Adem Aras

Sınır Dışı Etme Kararlarında İdari Takdir Yetkisinin Sınırları: Ölçülülük ve Geri Gönderme Yasağı Bağlamında Anayasal Denetim

Giriş

Göç hukukunun en tartışmalı ve insan hakları ile en sık kesişen alanı, şüphesiz sınır dışı etme (deportation) işlemleridir. İdare, kamu düzenini ve güvenliğini koruma refleksiyle hareket ederken, bireyin temel hak ve özgürlükleri arasında hassas bir denge kurmak zorundadır. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), idareye sınır dışı etme konusunda yetki verirken, aynı zamanda bu yetkinin sınırlarını da çizmiştir. Bu makale, idarenin takdir yetkisinin anayasal ilkeler ve uluslararası yükümlülükler ışığında nasıl sınırlandığını, özellikle ölçülülük ilkesi ve geri gönderme yasağı ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır.

1. İdarenin Takdir Yetkisi ve Yasal Dayanaklar

Sınır dışı etme kararı, YUKK m. 53 uyarınca Göç İdaresi Başkanlığı'nın talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınan bir idari işlemdir. Kanun koyucu, YUKK m. 54'te kimlerin sınır dışı edilebileceğini tahdidi (sınırlı) olarak saymıştır.


YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

Sınır dışı etme kararı alınacaklar
MADDE 54 – (1) Aşağıda sayılan yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi kapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleri için yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçimini meşru olmayan yollardan sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar
...

İdare, bir yabancının bu maddede sayılan durumlardan birine girdiğini tespit ettiğinde sınır dışı etme kararı alabilir. Ancak "alabilir" ifadesi veya kanunun lafzı, idareye keyfi bir yetki vermez. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihadına göre, idari işlemlerin sebep unsuru yönünden hukuka uygun olması ve maddi olgularla desteklenmesi şarttır.

2. Takdir Yetkisinin Mutlak Sınırı: Geri Gönderme Yasağı (Non-Refoulement)

İdarenin takdir yetkisinin en kesin ve aşılamaz sınırı, YUKK m. 55 ile düzenlenen ve uluslararası hukukun jus cogens (emredici) kuralı olan geri gönderme yasağıdır. Bir kişi YUKK m. 54 kapsamındaki sınır dışı sebeplerini (örneğin kamu düzenini tehdit) taşısa bile, eğer gönderileceği ülkede işkence, ölüm cezası veya insanlık dışı muamele riski varsa sınır dışı edilemez.


YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU

Sınır dışı etme kararı alınmayacaklar
MADDE 55 – (1) 54 üncü madde kapsamında olsalar dahi, aşağıdaki yabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınmaz:
a) Sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunanlar
b) Ciddi sağlık sorunları, yaş ve hamilelik durumu nedeniyle seyahat etmesi riskli görülenler
c) Hayati tehlike arz eden hastalıkları için tedavisi devam etmekte iken sınır dışı edileceği ülkede tedavi imkânı bulunmayanlar
...

Anayasa Mahkemesi, bu yasağın ihlalini Anayasa'nın 17. maddesi (Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı) kapsamında değerlendirmektedir. Mahkeme, sınır dışı işlemlerinde devletin "pozitif yükümlülüğü" olduğuna dikkat çekmektedir.


ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

Anayasa'nın 5., 16. ve 3. maddeleri uluslararası hukuk ve özellikle de Türkiye'nin taraf olduğu Cenevre Sözleşmesi'nin ilgili hükümleri ile birlikte yorumlandığında devletin egemenlik yetkisi alanında olup gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların da maddi ve manevi varlıklarına yönelik risklere karşı korunmalarının devletin pozitif yükümlülükleri arasında yer aldığının kabulü gerekir. Anılan pozitif yükümlülük kapsamında, sınır dışı edilecek kişiye ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı gerçek anlamda bir koruma sağlanabilmesi için sınır dışı kararına karşı etkili bir karşı çıkma imkânı tanınması gerekir.

• ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

Bu içtihat, idarenin sadece "bu kişi suç işledi, sınır dışı edelim" diyemeyeceğini; kişinin gönderileceği ülkedeki risk analizini (menşe ülke araştırması) yapmak zorunda olduğunu ortaya koymaktadır.

3. Ölçülülük İlkesi Bağlamında Denetim

Sınır dışı etme kararı, sadece geri gönderme yasağına değil, aynı zamanda demokratik bir toplumda gerekli olma ve ölçülülük ilkelerine de uygun olmalıdır. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel haklara yapılan müdahaleler ölçülü olmalıdır.

Ölçülülük denetimi üç alt başlıkta incelenir:

1. Elverişlilik: Sınır dışı etme aracı, kamu düzenini koruma amacına ulaşmak için elverişli midir?

2. Gereklilik: Aynı amaca daha hafif bir tedbirle (örneğin idari gözetim yerine imza yükümlülüğü, sınır dışı yerine terke davet) ulaşmak mümkün müdür?

3. Orantılılık: Bireyin uğrayacağı zarar ile kamunun elde edeceği yarar arasında adil bir denge var mıdır?

Özellikle yabancının Türkiye'deki aile bağları, ikamet süresi ve entegrasyon durumu, orantılılık testinde kritik öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, ölçülülük ilkesini şu şekilde tanımlamaktadır:


ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi, sınırlama için kullanılan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye uygun olmasını ifade eden elverişlilik, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşmak bakımından zorunlu olmasına işaret eden gereklilik ve araçla amacın orantısız bir ölçü içinde bulunmaması ile sınırlamanın ölçüsüz bir yükümlülük getirmemesi anlamına gelen orantılılık unsurlarını içermektedir... Belirtilen ölçütlere riayetle bir sınırlandırma yapılıp yapılmadığının tespiti için müdahale teşkil eden önlemin temelini oluşturan meşru amaç karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönünde bulundurulması... gerekmektedir.

• ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM

Örneğin, sadece vize ihlali yapmış ancak Türkiye'de evli ve çocuklu bir yabancının doğrudan sınır dışı edilmesi, aile birliğine müdahale teşkil edebilir ve orantısız bulunabilir. İdare, YUKK m. 54/1-e (vize ihlali) uyarınca işlem yaparken, kişinin ailevi durumunu göz ardı edemez.

4. Kamu Düzeni ve Güvenliği Kavramının Yorumlanması

İdarenin takdir yetkisini en geniş kullandığı alan "kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturma" (YUKK m. 54/1-d) gerekçesidir. Ancak bu kavramlar muğlak olduğundan, keyfiliğe açıktır.

Anayasa Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarına göre:

• Soyut istihbari bilgiler tek başına sınır dışı için yeterli değildir.

• "Tehdit" unsurunun somut, güncel ve ciddi olması gerekir.

• Geçmişte işlenmiş ve cezası infaz edilmiş basit suçlar, otomatik olarak güncel bir kamu düzeni tehdidi oluşturmaz.


ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Aksinin kabulü MİT rapor ve değerlendirmelerine dayanılarak gerçekleştirilen idari işlem ve eylemlerin tamamen yargı denetimi dışında bırakılması anlamına gelecektir... Bir idari işlem olan sınır dışı kararları, diğer idari işlemler gibi idari yargı denetimine tabidir... Burada önemli olan keyfilik ile hukukilik arasındaki çizginin yıpratılmaması ve muhafaza edilmesidir.

• ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL

Bu karar, istihbarat raporlarına veya kodlamalara (G-87, Ç-114 vb.) dayalı sınır dışı işlemlerinde dahi yargı denetiminin etkin olması gerektiğini, idarenin "güvenlik" gerekçesinin arkasına sığınarak denetimsiz bir alan yaratamayacağını vurgulamaktadır.

5. Sonuç

Sınır dışı etme kararlarında idarenin takdir yetkisi, devletin egemenlik hakkının bir tezahürü olmakla birlikte, hukuk devleti ilkesi karşısında sınırsız değildir. YUKK m. 55'teki geri gönderme yasağı mutlak bir engel oluştururken, Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçülülük ilkesi her somut olayda bir denge testi yapılmasını zorunlu kılar.

İdare Mahkemeleri ve Anayasa Mahkemesi, idarenin "kamu düzeni" gerekçesini otomatik bir onay mekanizması olarak görmemeli; işlemin somut olgulara dayanıp dayanmadığını, kişinin menşe ülkesindeki risk durumunu ve tedbirin orantılılığını titizlikle incelemelidir. Aksi takdirde, yabancıların temel hakları, güvenlikçi politikaların gölgesinde ihlal edilme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.